Tayyeap Türbanı Bahcheliye TAKK!!
5/2/2008 · Kategori: Siyaset
Bu kadar gerilirse olacağı buydu. Üniversiteli gençler artık sloganları bu şekilde atıyorlar; "Tayyeap türbanı Bahcheli’ye tak!!!". Toplumun bir kesimini yok sayıp sözüm ona pozitif ayrımcılık yapmaya hazırlandıkları türbanı serbest bırakmanın ne gibi sorunlara yol açacağını hesaplayamayan sayın yöneticilerimize itina ile duyurulur. Sorunlar derken devletin rejimi açısından çıkacak sorunlardan ziyade sosyal hayatımızda çıkacak problemleri kastediyorum. Türkiye gibi şark toplumlarında kendi gibi düşünmeyenleri baskı altına alma vakay-ı adiyedendir. Bu değişikliği kendilerini İslâm’ın sözcüsü, tanrının vekili sayan kalabalıkları özgür düşünceye inanan insanların üstüne salmak için bir cesaret ve de işaret fişeği olarak mı kullanıyorlar. Sanmasınlar ki bu memleketin tek sorunu "TÜRBANDIR". Özgürlükler adı altında bize vurulmaya çalışılan boyunduruklar gün olur kendi boyunlarına geçer ve meclisin dışına kandırmaya çalıştıkları halk tarafından atılırlar.
Bu bir özgürlükler yasası olmayacak. Bu bir dayatma yasası olarak kalacaktır. Zira esaretin özgürlüğü olamaz. Türban denilen olgu kadınları esarete alıştırıyor ve özgür düşüncenin önüne incecik ama aşılamayan bir set kuruyor. Kadınların toplum hayatına katılımlarının önündeki engeller kaldırılsa sizce bu kadar tepki çeker miydi? Çekerdi! Kim tepki gösterirdi? Tabiî ki kadınların özgürlüklerinden rahatsız olan geri kafalı erkek güruhu tepki gösterirdi. Onlara göre kadın bileğindeki kelepçelere ve boynundaki boyunduruklara alışmalıydı. Hatta alışmak ne kelime onları sevmeliydi. Zira bu şekilde gönüllü kölelik sistemi azat kabul etmeyecek kadar sağlam işleyecekti. Türban sosyolojik bir olgudur. İşin geri tarafında modernizmin işaretleri bile bulunabilir. Nasıl mı? Sanırım şöyle;
Kentlileşme sürecimizde köylerden şehirlere akın eden kalabalıklar hem getirdikleri kültürün izlerini taşıdılar hem de yeni ortamın kurallarına uyum sağlamaya çalıştılar. Bu çatışma ortamında kendilerine uymayan kimi kuralları eğip bükerek yeni gelenekler ve davranış kalıpları geliştirdiler. Bunlardan biri de türbandır. Türban köylü ve köy kültürü almış kapalı topluma mensup bir kadının şehirde sosyalleşmesinin yardımcısıydı. Kocasına namusunu koruyacağının işareti olarak türbanı sundu. Türban takarak dışarı çıkma özgürlüğünü elde etti. İncecik bir bez parçası namusun işareti sayıldı. Bu bağlamda türban kadını sosyalleştirdi. Ne zamanki katı kurallar arasına sokuldu işte o zaman esaretin de simgesi oldu.
Şimdi iktidar oy çokluğunun arkasına sığınarak demokrasinin gereğini yaptığını söylüyor. Demokrasi çoğunluğun azınlığa tahakkümü değildir. Demokrasi azınlığın haklarının çoğunluğa rağmen korunmasıdır. Bunu anlatabilmemize imkan yok maalesef. İktidarın yaptıklarına karşı çıkmak asker taraftarı olmak ya da totaliter bir kafa yapısı olarak algılanıyor.
Hiç kimse askerden medet ummuyor efendiler. Aklı başında her birey, buna türbanlılarda dahil olmak üzere size gerekli cevabı bir gün verecektir. Türban kadına vurulmuş bir zincirdir. Boşu boşuna din edebiyatı, özgürlük edebiyatı yaparak bunu legalleştirmeye, olmayan temeller atmaya çalışmayınız. Örfi bir uygulama olan örtünme siyasal argüman olarak, başımıza gelen en kötü başbakan Nejimeddin ERBAKHAN tarafından memleketin önüne konulmuştur. Şimdi geçmişin pisliğini temizlemeye çalışırken yeni rezaletlere de meydan verilmektedir. MHP ve onun başında bulunan Devlet Bahcheli’nin geleceğe yönelik oy hasadına girişmesi de günübirlik yaşama anlayışlarına ters düşmektedir. Umuyor ve diliyorum ki, demokratikleşme yolunda sanki bunu harekete geçirecekmiş gibi duran, özgürlükmüş gibi lanse edilen türban bombası en kısa zamanda imha edilir. Şimdi ne yeri ne zamanı efendiler. Aklınızı başınıza alınız. Kadını ve tüm bireyleri özgürleştirmek için çaba harcayacağınız günleri bekliyoruz. O gün geldiğinde dileyen yine türban taksın dileyen çarşaf giysin kimsenin umurunda olmayacaktır.

