SÖZ SÖYLEME ve İŞ BAŞARMA SANATI
25/8/2007 · Kategori: Yasam_Leben
Merak etmeyin böyle bir absürd konudan bahsetmeyeceğimden emin olabilirsiniz. Daha önce gerek burada gerekse başka basın-yayın organlarında bu konuya temas edilmişti. Bizim konumuz bu değil bizim konumuz gayet gündelik bi durum. Ne mi? Hiç bi'şey!?
Evet bu günkü konumuz hiç bi'şey. Nasıl ve nemenem bi'şey olduğunu bilmediğim bu olgunun üzerinde durmak isiyorum diyeceğim ama cidden konu karmaşık.
İsterseniz bunu da bırakıp boş zaman kavramını irdeleyelim. hakikaten boş zaman dediğimiz şey nedir ki? Mesela ben son zamanlarda boş olduğum bu son zamanlarda Hurriyet gazetesinin internet siteisne girip yorumlar yazıyorum. Sanki çok önemliymiş gibi bunu her akşam yapıyorum. Fakat gelin görün ki ben her 10 yorumumdan sadece biri yayınlanıyor.
"Efenim editörler onaylıyor" diyebilirsiniz. İyi hoşta o kadar saçma sapan yorumları onaylarken benim güzide yorumlarımı neden onaylamıyorlar!? Birde yorum yaptığınızda sorumluluk sözleşmesini okudum kabul ettim kutucuğunu da işaretliyorsunuz. Yorum sakıncalı bile olsa sorumluluk bana ait demektir.
uzar gider bu. Kısaca şunu demek istiyorum. Yayınlayın kardeşim yorumlarımı. Yordunuz vallahi beni...
Demekki bazen insan çok icddi işler yaptığını düşünebiliyor. Gerçete ise o yaptığı işin ne kendisi için ne de başkaları için bir anlamı-faydası yok. Tıpkı benim yorumlarım gibi. Diğer yorumcularında işlerini çok ciddiye alıp haberleri yorduklarına hiç şüphem yok. Fakat öyle bir an geliyor ki haberi bırakıp yorumculara kafa yoruyorsunuz. Bir de haber sizi sinir eden bir durumdaysa haberi bırakıp fikir beyan eden güzide entel(l)ektüellerimize sinir oluyorsunuz.
Şahsen ben bu durumdayım. Bu işleri bırakıp bir danışmana müracaat etsem iyi olacak. Ya da başvurmalıyım mı demeliyim?

