Edward Said
30/5/2007 · Kategori: Guncel
Anlaşılamamak tüm büyük adamların derdidir ve fakat benim anlaşılamama derdim büyüklüğümden değil bilakis kendimi anlatma kabiliyetimin olmamasından ileri gelir.
zamanımızda herkesi bir kalıba sokma adeti türediğinden beri bende kalıpların gerisinde durmaya özen gösterdim. ne bir fikrin savunucusu oldum ne de bir ideolojinin takipçisi hatta moda tabirle sempatizanı bile olmadım. olmayı beceremedim. evet bu bağlamda beceriksizim. olayları algılamamda kimi zaman çocuk gibiyim. gerçi bundan şikayetçi olduğum zamanlar pek azdır. yorumlamada da çocuk olduğum bir gerçek.
kendilerini bir diğeriyle tanımlayanların aksine yani ne olduklarının değilde ne olmadıklarının ispatına gayret edenlerin izlediği yolun zıddına yol almaya çalışıyorum. bu yüzden bir kalıba sokmak istenildiğimde su gibi olamıyorum olmuyorum. müzmin bir muhalifim. kendime muhalefet ettiğim zamanları hatırlayarak gülümsüyorum.
otoriteye yaltaklananlar için benim cehaletim ne kadar da asi duruyor. edward said, seni saygıyla anıyorum...
not: yazının çıplak uyarıcı Yaşar Nuri Öztürk'le hiç bir alakası yoktur :) hiç bir gönderme, benzetme, telmih, teşbih vs edebi sanatlar gözetilmemiştir. zaten muellif bunların fevkinde de değildir.
notun notu: son kullanılan osmanlıca kelimelerle de bülent ersoy'a sataşılmamıştır. hele hele bülent hanımdan bahisle mustafa toplaoğlunun manevi şahsına (ya da maddi farketmez), zekasına, üslubuna bir saldırı da bu yazının amaçlarından değildir :)


