AYRIŞMA - İKİ KERE RAFİNE
17/5/2007 · Kategori: Siyaset
Ötekileştirmeye bayıldığımızı herkes bilir. Kendimizden olmayanın karşısına geçip kahkahalarla güldüğümüzü okul yıllarından hatırlıyorum. İliklerimize kadar işlemiş ötekileştirme duygusunu en bariz şekilde kullanan ve bundan büyük haz alan kitle şüphesiz ki siyasilerdir. bir diğerini öcü gibi göstermede üstlerine yok doğrusu. politik hesapları sonucunda insaları kamplara bölmeyi ve hatta çatıştırmayı memleket hizmeti sanmalarıda cabası. farklılıklarımızın olması gayet doğal bunun bilincindeyiz. Hadi diyelimki kendimizi diğerlerine göre tanımlıyoruz. peki düşman kardeşlerin farklılık söylemlerine ne demeli? onların farklılıkları ise epey gülünç görünüyor. örnek mi istiyorsunuz, alın size soldaki bilmem kaç partinin bölünmüşlüğü buna güzel bir örnek.
DSP ve CHP nin birleşme merasimi bu tür gariplikleri iyice gün yüzüne çıkardı. Doğla Lider Rahşan ECEVİT'in açıklamlarıyla gülünçlük garabet seviyesinede ulaşmış oldu. onca insanın birleşin çağrılarına demir leydi "seçimde birleşelim ama içerde ayrılırız" diyerek cevap verdi. Küçük olsun benim olsun mantığının dolu dizgin işlediği Türk Syasetindeki partiler maalesef bu handikaplarını aşamadılar aşamyacaklar. Çünkü bir türlü parti içi demokrasiyi yerleştiremediler. Sözüm ona milletvekili seçimlerinde de aslında kimseyi seçmediğimizi, sadece parti liderlerinin işaret ettiği kişilere oy verdiğimizi sağır sultan duydu.
Şİmdide yok biz birleşmiş gibi yapalım demeler seçmeni aldatmaktan başka bir işe yaramaz. Birazcık kalan güvenide yok denecek kadar hiç miktarına indirir!? CHP anamualefet olarak başarısızlıklarının yanına bu seçimde alacağı ağır yenilgiyide eklersek ve Deniz BAYKAL liderliğinde hiç seçim kazanamadıklarını da gözönüne alırsak birleşme konusunda neden bu kadar istekli olduklarının şifresinide çözmüş oluruz. Hiç bir iddiası kalmayan DSP de bu vessileyle sinekten yağ çıkarma amacıyla var gücüyle çalışıyor. siyasi hayatımız bu çalkantılar içinde tarihe komik notlar düşmeye devam ediyor.
Temmuz sonrasında seçilecek yeni parlementonun Cumhur başkanı seçemeyeceği korkusuda iliklerimizde hafif bir sızıyla duruyor. Zira Anayasa Mahkemesi seçimleri azınlığın tahakkümü altına aldı ve tek umudumuz yeni gelecek mebusların koltuk sevdalarıyla zoraki uzlaşmaları olacaktır. keşke isteyerek uzlaşsalardı!

