Koku
7/12/2007 · Kategori: Siir
yastığımda kokun kalmış
unutmuşsun belli ki
alır giderdin yoksa
bana bir şeyi bırakmamak için
koku bile olsa
sen varken nasılsa öyle kapı pencere
kuşlar gelmez olmuş o başka
nar ağacı da seni özlüyor
söylemedim mi
seni soruyor her zaman
utandığımdan narlara yaklaşamıyorum
taneleri bir hüzün notası gibi narların
çiçekleri de dudakların
tek özleyen ben değilim seni
ağaçları düşün
beni değil
kuşları düşün
beni değil
olmayan hatrımı bilerek
ağaçları ve kuşları aracı ettim sana
gel artık bir bahar akşamı
ne çare kışa girdik şimdi
ömrümü tükettim seni bekleyerek
bir kısa selamdır kulaklarımda çınlayan
öylesine söylenmiş nezaket cümleleri
bir anlamı yok yüreğimde bunların
anlamlı olan yüzün
ellerin
ve kaşın kimi zaman
kimi zaman sadece hayalin
hayal bile olsa anlam yüklüsün
yüklediğim anlamlar mı yoksa beni benden alan
sana değen yağmur taneleri ile konuştum
ılıkmış vücudun
bilirim
yüzü soğuktu dediler
bir derde mi tutuldun
yoksa umarsız bir aşk mı seni üzdü
kaderin cilvesi işte
üzdüklerinin ah’ı tutmuş belki de
gel bir nazar boncuğu iliştirelim
güzelim omuzlarının üzerinde dursun
seni korur kem gözlerden
ki o gözlerden biri aldı seni benden.
gecelerin üşüten ayazlarına
göğüs germeye çalışıyorum şimdi
oysa hiçbir ayaz
senin yokluğundan daha katmerli soğuk değil
içime işleyen
bir gün gelmiştin hani
peşinden koşmuştum hani
geçmek bilmeyen yolculuğumun ardından
saat hükmünde olmayan bir gün yaşamıştık seninle
yanaklarından öptüğümde
“aman yavaş, yaseminler duyabilir” demiştin
yaseminleri düşünen sevgilim
benim ağıtlarımı ya kimler duysun şimdi
bak sensizliğin acısıyla kavruk
bir buğday tanesi gibi
sararıp soluyorum
11.10.2006

