12 Eylül/ Ülkemin Yaprak Dökümü
12/9/2007 · Kategori: Guncel
Bu gün yine o vahim günün yıldönümü. Pek çok insan o felaket dönemini hatırlayıp geçmişin acı hatıraları arasında gidip geliyor. Yazıya başlamadan önce darbenin bıraktığı izleri birlikte tekrar edelim:
650bin kişi gözaltına alındı
7 bin kişi idam ile yargılandı
517 kişiye idam cezası verildi
49 kişi idam edildi
1 miyon 683 bin kişi fişlendi
30 bin kişi sakıncalı oldukları gerekçesi ile işten atıldı.
39 ton gazete dergi ve kitap sakıncalı olduğu gerekçesiyle yakıldı
171 kişinin işkence gördüğü ve bu işkenceden ÖLDÜĞÜ belgeleriyle ispat edildi. 10binlerce kişinin ise işkence gördüğü bilinen bir gerçek.
Zamanın darbecilerinin asker kafası ülkenin selameti için çalışmıştı!? Ülkemizi akıllarınca da selamete ulaştırmışlardı. Bu sözlere güler misiniz ağlar mısını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa bu deli saçmalarına hala inananlar ve askere bel bağlayanların olduğudur.
Asker kafasının mükemmel düşündüğüne iman eden aklı evvellerin günümüzde de yaşadığını bilmek bizim için utanç kaynağıdır. Ülkemizi belkide 50 yıl geriye götüren bu darbe ülkenin yetişmiş insan gücünü, düşünen beyinlerini dışlamış, binlercesini cezaevlerinin soğuk, izbe ve ölüm kokan koğuşlarına tıkmıştır.
İşkecehanelerde can verenler ve işkence tezgahlarında onurlarını korumaya çalışan insanlara memleket sevdasıyla işkence yapanlar gerçekten bu ülkenin evlatları mıdır?
Darbe gerekçelerinden olan asayişi bozanlar bizzat darbecilerin kendileri olabilir mi? 11 Eylül günü gece yatağa giren karışık ve birbirine düşmüş Türkiye 12 Eylül gününde nasıl barış içinde uyanmıştır. bunu sağlayabilecek gücü olanlar illede darbe yapmak zorunda mıydı? yoksa darbe yapabilmek için bunlara mı ihtiyacı vardı?
Olan olmuştur artık ve darbenin analizi binlerce defa yapılabilir. Darbenin geleceğine dair neler söylemeliyiz?
Eğer Türkiye demokratikleşmek istiyorsa geçmişi ile hesaplaşmak zorundadır. Darbecilerden hesap sormak zorundadır. Bir dönemi yokeden, geleceğimizi yıllarca ipotek altına alan ve hala etkisi geçmeyen bu darbeden ve darbecilerden hesap sorulmalıdır.
Zamanın darbecileri halkın kendilerinden hesap sormasını engellemek için toplumu a-politize ettiler. Eğitim sistemini kendilerince şekillendirdiler. Örgütlenmenin önüne geçtiler. Öyle bir hal aldı ki durum Osmanlı döneminin halka kapalı yönetim sistemi gibi bir sistemi oturtmaya çalıştılar ve kısmende başardılar.
Özetle söylemek gerekirse bu yıldönümünde o günün acılarını hissetmek ve kaybettiğimiz zamana yanmaktan daha fazlasını yapmak zorundayız. ben kendi adıma eksik ya da aynlışta olsa bu yazıyı yazdım. Başka yerlerde de düşüncemi dillendireceğim. Peki sizler ne yapacaksınız? Marmaris paşalarını alkışlamaya ve onlara minnet duymaya devam mı edeceksiniz?
Gerçekler onların size söylediklerinden çok farklı. Kendi gerçeğinize ulaşmak için çaba gösterebilecek güçte misiniz? O gücü bulun ve harekete geçirin. Bilmek acı verir... fakat acının ardından da huzur verir...

